İçeriğe geç

BU SAATTE İNTİHAR EDİLİR Mİ? (Kısa Film Senaryosu)

Aynı çatıda tanışıp intihar etmeye karar veren 3 kişi, aralarında sohbet ederken vaktin nasıl geçtiğini anlamazlar ve hava kararır. Koyu sohbetin sonunda saatin intihar etmek için geç olduğuna karar verirler.



YAZAR NOTU 1: Bu proje, absürt komedi türünde kısa film senaryosu olarak planlanmıştır. Tek mekan, 3 karakterli yapısıyla prodüksiyon maliyetini düşük tutmaktadır. Site üzerinden okuma kolaylığı sağlaması açısından senaryo yazım tekniği yerine tiyatro oyun biçimine daha yakın bir yazım tekniği tercih edilmiştir.


YAZAR NOTU 2: Bu proje, kısa film dışında, dikey mini dizi senaryosuna, devamlı reels içeriğine veya kısa oyuna da uyarlama kolaylığı sağlamaktadır. Tüm bu uyarlamalar için tarafımdan izin alınması gerekmektedir.


KARAKTERLER

SİMAY: 30’lu yaşlarda

METE: 30’lu yaşlarda

BAKİ: 30’lu yaşlarda

 

1. SAHNE - DIŞ - APARTMAN ÇATISI - GÜN


Mekan çok katlı bir aparmanın çatısıdır. Simay çatıda kaygılı bir şekilde ileri geri yürümeye başlar. Bu esnada kendi kendine konuşmaktadır.


SİMAY: Yok yok… artık bugün bu iş bitiyor… Kaç kere şu çatıya çıktım çıktım, geri indim… ama yok… bu sefer merdivenden inmiycem lan…. Göreceksiniz hepiniz… bu sefer atlıycam… Öyle bir atlıycam ki sokağın parkeleri sökülcek …. ( Düşününce kusacak gibi olur)  Neyse neyse atlıycam ama…. (Biraz ileri geri yürür.) ..Tost makinesiyle çaycıyı prizden çektim… ıı Ütü…. Yok yok zaten kaç aydır ütü yapmıyorum… Tüm musluklar kapalı… zaten kaç gündür duş da almıyorum… (Üstündeki kıyafeti koklar.) Offf … Çamaşır da yıkamıyorum… (Sesi titremeye başlar.) Yerleri de silmiyorum… (Sahnenin ortasında yere çökerek ağlamaklı konuşmaya başlar.) Bulaşıklar falan da tezgahta yığıldı kaldı… Yani intihar edip ölmesem pislikten ölcem anasını satıyım… (Biraz ağlar. Sonra derin nefes alıp vererek kendini sakinleştirmeye çalışır.)  Tamam kızım Simay, sakin ol… Bugün tüm bu dertlerin bitecek merak etme….


(Ayağa kalkar. Çatının uç kısmına yaklaşarak gözlerini kapatır.)


SİMAY: Allahım sen affet…. Ama artık dayanamıyorum…


(Simay’ın gözleri kapalıyken arkadan sessizce METE girer ve bir anda yüksek sesle bağırır.)


METE: Pardon!


(SİMAY, bir anda irkilir, düşecek gibi olur. Sinirle METE’ye döner.)


SİMAY: Ya salak mısın, az kalsın düşüyordum!


METE: E zaten atlamıycak mıydın?


SİMAY: Ezik gibi sen korkutunca mı düşseydim… Ben kendi irademle atlamak istiyorum.


METE: Yalnız burdan atlayamazsın.


SİMAY: Nedenmiş o?


METE: Çünkü burdan ben atlıycam.


SİMAY: Aa yürü git be! Başka çatı mı yok! … Hem burası benim apartmanım. 3. katta oturuyorum. Git sen kendi apartmanından atla.


METE: Olmaz… bizim apartman 4 katlı…. Yapay zekaya sordum, düşük katlarda sakat kalma riski var diyor. Garanti olsun istiyorsan 12 katlı bi yer bul dedi.


SİMAY: Yalnız burası 10 katlı.


METE: Hadi ya…. Aşağıdan 12 saydım ben….


SİMAY: Arka taraftan saydıysan 12…. Bu taraftan 10… Yoldan dolayı iki kat kotta kalıyor.


METE: Ben arka tarafa doğru atlıyım o zaman.


SİMAY: O taraf bahçeye bakıyor… ambulans zor girer… Bu taraf sokak…. Arasan iki dakikada aşağıda….


METE: Senin kurtulasın var herhalde?


SİMAY: Her türlü ambulans gelecek ki… Bahçede pekmezim akmış şekilde saaatlerce itfaiye bekleyemem.


METE: Ne itfaiyesi ya?


SİMAY: Hıh senin bu ilk heralde?


METE: Nasıl yani?


SİMAY: Ben birkaç kere daha atladım da… Böyle araba falan girmeyen yerlere düşersen itfaiye gelip kurtarıyor…


METE: O ne öyle ya kedi kurtarır gibi… Cık ben de sokak tarafına atlıycam…


SİMAY: Tamam o zaman, sen yarın atla.


METE: Yok ya!... Sen bugün atlıycan sonra her tarafı şeritlerle kapatcaklar ben de mal gibi kalcam değil mi? Yemezler canım!


SİMAY: Ya yarın git başka bir yerden atla….


METE: Yok diyorum yok… Burda en yüksek burası…


SİMAY: Metroyla bir durak git orda bir sürü gökdelen var…


METE: Hııı 40 lira niye bana giriyor?


SİMAY: Lan al benim kartla git!


METE: Ölmüş karının kartıyla geziyim sonra gökdelenin tepesinde tutuklasınlar beni değil mi?


SİMAY: Senin karta para yükleyeyim?


METE: Ya ben kendi mahallemde atlamak istiyorum… Çok istiyorsan sen git…


SİMAY: Bak beraber atlarsak iki ambulans gerekir… Onlar gelene kadar sokağın ortasında rezil oluruz.


METE: Tamam ilk ambulans senin olsun, ben ikinciyle giderim.


SİMAY: Hııı nerden bilcem öyle olacağını…


METE: Üstümüze böyle kağıt yapıştıralım… Sende büyük harflerle “öncelikli” yazsın… Bana da…. … “Acelesi yok” gibi bir şey yazarız…


SİMAY: O işler öyle olmuyor canım… Kimin kalbi atıyorsa önce ona müdahale ediyorlar…


METE: Kız benimki hiç atmaz… Valla…  şimdi bile baksan dakikada taş çatlasa 3, bilemedin 5


SİMAY: Çocuk mu kandırıyorsun lan! Ben her yaz Doktorlar’ı izliyorum… Kalbin ne kadar attığını biliyoruz merak etme…


METE: Ben de her gün Kurtlar Vadisi izliyorum canım… Ölmeyi bayılmak zannetmiyoruz yani…


SİMAY: Bir kere bile izlemedim….


METE: Deme… Çok büyük kayıp. Özellikle ilk 97 bölüm… Ölmeden önce mutlaka izlenmesi gerekiyor.


SİMAY: Hadi ya….


(Sakinleşirler.)


METE: Tabi canım…


(METE yere oturur. Çatı zeminine eliyle yazmaya başlar. Sonra SİMAY da oturur.)


METE: Bak Bir numara Kurtlar Vadisi tamam mı…. iki … bence Ezel…


SİMAY: Onu da hiç bilmiyorum…


METE: Yazık… boşa geçen bir ömür…


SİMAY: Niye öyle diyorsun ya?


METE: Game of Thrones’u da izlemedin değil mi?


SİMAY: Ya ben… genelde televizyon üzerinden… Kızılcık Şerbeti, Yalı Çapkını gibi…


METE: Oooo…. Cık cık cık sen bu işi ertele… Bak sen şu an bomboşsun… Karşımda koca bir “Tabula rasa” görüyorum… Böyle gitmeni istemem….


SİMAY: Tabula ney?


METE: Tabi felsefe cart curt da yok sende…. Sana bir şey diyim mi … sen zaten ölmüşsün…  Atla bari de resmileşsin…


SİMAY: (Sinirlenir) Ya yooo!


METE: Ne yo... atlamıycan mı?


SİMAY: Hayır da ben de iyi kötü bir şeyler yaşadım yani!


METE: Naptın…. Hadi anlat dinliyorum…


SİMAY: (Bocalar.) Ooo neler neler… (Sesi titrer.) Hıh şimdi anlatsam var ya… yooo


METE: Bomboş geçti değil mi?


SİMAY: Ya salak mısın… bir keresinde… tekne turuna binmiştim… Antalya’da!... İki saat!... Balık da yedim!


METE: Seni çılgın!... (Çocuk taklidi yaparak) Yüjdün mü şen… balıkları da göydün mü?


SİMAY: Ben derinde çok şey yapamıyorum… daha çok kıyıda…


METE: Ne kıyıda… kumdan kale mi yapıyorsun?


SİMAY: Off ne bu böyle ya… sorguya çeker gibi!


METE: Kızım şimdi atlasan melekler sorguya çekecek o daha mı iyi…. Orda var mısın bari…


SİMAY: Nasıl yani?


METE: Namazlar diyorum, ne durumda?


SİMAY: Ya küçükken babaannem subhanekeyi şey yapmıştı… hani karşılıklı okuyarak… ezber açısından…


METE: Eee?


SİMAY: Tabi, çok geçti üstünden… de bir kere okusam…. Hani tekrar yapmak açısından…


METE: Hiçbir masada yoksun yani?


SİMAY: Ne açıdan?


METE: Bok yoluna gitmek açısından diyorum.


SİMAY: Doğru konuş lan! Şurda adam yerine koyduk dinliyoruz. Sanki sen uzaya gittin geldin?


METE: Kızım ben İstanbul’u Ankara’yı İzmir’i avucumun içi gibi biliyorum…


SİMAY: Ee napıyım?


METE: Hani gördük göreceğimizi diyorum!


SİMAY: Konya’da etli ekmek yedin mi, Çorum’da leblebi yedin mi, Sivas’ta katmer yedin mi?


(METE cevap veremez.)


SİMAY: Yaa… muhallebi çocuğu seni… Anadolu’yu bilmiyorsun işte… Van’da kahvaltı da yapmamışsındır sen…


METE: Offf sus be…. Giderayak acıktırma adamı!


(Biraz sessizlik olur.)


SİMAY: Ben de acıktım bu arada…


METE: Ne diyon… acı acına gitmesek mi?


SİMAY: Tıka basa da atlamak zor olur… reflüm var benim…


METE: E hafif bi şeyler atıştıralım...


SİMAY: Olabilir aslında…


(SİMAY, cebinden telefonunu çıkarır.)


SİMAY: Pizza uyar mı?


METE: Valla akar ya…


SİMAY: Tamam bildiğim bir yer var… ordan söylüyorum…


METE: Kapıda ödeme seç ha... ya da çatıda ödeme… neyse işte ben hallederim….


SİMAY: Yok bu seferlik benden olsun…. Bir dahakine sen şey yaparsın…


METE: Bir dahakine mi?


(Sessizlik olur.)


METE: Senin de hiç ölesin yok ha!


(SİMAY telefondan siparişi tamamlayıp telefonu bırakır.)


SİMAY: Bence senin yok ve ters psikoloji yapmaya çalışıyorsun!


METE: Yoo… gayet de ölmek istiyorum… … Sadece…. İşte… Transfer dönemi bitmedi…. İnsan merak ediyor … Dün de Norveç Ligi’ne kupon yaptım… Son iki maç kaldı… 1’e 20 veriyor!


SİMAY: Oğlum sen bayağı hayat dolusun lan!


METE: Saçmalama!... (Sinirle ayağa kalkar.) Bak yemin ediyorum atlarım!


SİMAY: Atla lan!


METE: (Çatı kenarına doğru yaklaşır.) Bak kızım şakam yok… atlarım!


SİMAY: Hadi yiyorsa atla!


METE: Hıı pizzayı tek gömcen değil mi? Şark kurnazı!


SİMAY: Hala pizza diyor ya! Sen tam bir neşe pıtırcığısın!


METE: Bana kimse neşe pıtırcığı diyemez! … Tamam lan…. Sen istedin bunu!...


(Gözünü kapatır. İyice sahne sonuna yaklaşır. O esnada koşarak elinde pizza kutusu ile çatıya BAKİ girer. Pizzayı yerde oturan SİMAY’ın yanına atar ve sevinçle bağırmaya başlar.)


BAKİ: (Elindeki telefondan sayaca bakar.) Oldu lan oldu! 5 dakika 43 saniye! Yemin ederim oldu!


SİMAY: Ne oluyor be!


BAKİ: Ablam anlamıyor musun 5 dakika 43 saniye diyorum!... Sen burdan aşağı atlasan düşmen 5 dakika sürer. Ben sana o sürede pizza getirdim…


METE: O kadar sürer mi ya?


BAKİ: Nasıl abi?


METE: Aşağı düşmek diyorum… o kadar sürer mi?


BAKİ: Sürer sürmesine de düşerken fark etmezsin zaten….


SİMAY: Nasıl yani?


BAKİ: Düşerken basınçtan yarı yolda iç organlar patlıyormuş….


(SİMAY ve METE korkarak göz göze gelirler.)


BAKİ: Bu arada siz ne iş burda…. yiyişmece mi?


SİMAY: Doğru konuş lan!


BAKİ: “Pizza” yiyişmece mi anlamında sordum yenge… kızma hemen ya!


METE: Yenge falan yok …. Biz de bugün burda tanıştık….


BAKİ: (Alayla güler.) Burda nasıl denk geldiniz?... Kuş musunuz abi çatıda geziyonuz?


SİMAY: Yok… denk geldik diyelim…


BAKİ: Hee ben de yedim…


METE: Kardeşim sana ne ya!... Hem sen ne bekliyorsun hala… Verdin paketi bitti… Hadi başka kapıya….


BAKİ: Yo ben bıraktım işi…


SİMAY: Ne zaman?


BAKİ: Dedim ya az önce… 5 dakika 43 saniye diye… kendi teslimat rekorumu kırdım. Başka çalışmıycam.


METE: Çalışmayıp ne yapacaksın oğlum?


BAKİ: Ben bugün atlıycam burdan


SİMAY, METE: Ne!


BAKİ: Valla atlıycam… kendime söz vermiştim… Benim için hayatta başka başaracak bir şey kalmadı…


SİMAY: Olmaz!


METE: Yani burdan olmaz.


BAKİ: Siz takılın ya… Sizlik bir şey yok ki… ben arkada sessizce atlarım…


SİMAY: O taraf hiç olmaz!... Orda bahçe var!


BAKİ: Abla asıl sokak tarafı olmaz!


METE: Niye ki?


BAKİ: Görmediniz mi?


SİMAY: Neyi?


BAKİ: Sokağın kanalizasyon borusu patlamış…


SİMAY: Off ya tam da sırası!


BAKİ: Ne oldu ki?


METE: Biz de ön tarafa atlayacaktık da…


BAKİ: Valla ordan anca bok yoluna gidersiniz… Cenazeyi yıkayacak imama yazık..


METE: (Simay’a bakarak) İşin bir de o tarafı var tabi…


(SİMAY bir anda hatırlamış gibi bağırır.)


SİMAY: Ve bihamdik ve tebarekesmük!


BAKİ: Ne oluyor ya!


METE: Yavaş yavaş subhaneke yükleniyor heralde…


BAKİ: Oooo sizin iş sakat…. Biraz erteleyin siz…


METE: Aynen aynen biz erteleyelim de sen atla değil mi?


BAKİ: Yok ya vazgeçtim ben bugün atlamıycam.


SİMAY: Aaa niye ki?


BAKİ: E lafa tuttunuz geç oldu!


METE: (Tedirgin havaya bakar) Geç mi oldu diyorsun…


BAKİ: Tabi canım bu saatte atla, sonra işin yoksa sabaha kadar morgda bekle…


SİMAY: (Kararsız) Beklenir ya bir gece… ne olacak…


BAKİ: Valla ben reels kaydırmadan uyuyamıyorum… oranın ortamı da kötü…. Herkes ölü… sarmaz…


METE: Ee ne diyonuz… nasıl yapalım…


BAKİ: Dediğim gibi ya… benimki yarına kaldı


SİMAY: Ben de kararsız kaldım şimdi … Yani bu saatte…  pek uygun olmaz gibi….


METE: Değil mi ya… bana da öyle geldi….


BAKİ: Nasıl yapalım o zaman… yarın aynı saatte burda mı diyoruz?


SİMAY: Yarın Salı mı?


METE: Evet


SİMAY: Hımm… Yarın benim…. Kaş randevum vardı …


BAKİ: Nasıl abla?


SİMAY: Bir ay öncesinden almıştım da… hani ne olur ne olmaz diyerekten… randevu zor bulunuyor çünkü…


BAKİ: Çarşamba mı diyelim o zaman?


METE: Çarşamba da şampiyonlar ligi var…. madem öyle bir gün daha kalmayı düşünürüm açıkçası …


BAKİ: Perşembe de bana uymaz


SİMAY: Neden?


BAKİ: 8-9 halısaha var … Hani… bu kadar ertelemişken…  ben de bir gün daha kalırım…


METE: Cuma müsait misiniz?


SİMAY: Ayy Cuma günü Kızılcık Şerbo’nun yeni bölümü var… Önceki bölüm herkes öldü… Çok merak ediyorum… Akşam dizi bitince atlasak…


BAKİ: Cık…. Yine geçe kalırız….


METE: Bak napalım biliyor musunuz… cumartesi sabah güzel bir serpmeye gidelim… arkasına atlarız…


SİMAY: Bildiğim çok iyi bir kahveci var… Serpme sonrası mutlaka oraya uğramamız lazım…


BAKİ: Valla güzel plan oldu… hatta uyarsa kahve sonrası biraz yürüyüş yaparız… dolu mideyle atlanmaz…


SİMAY: Ayy çok iyi olur…


METE: E akşam da benim arkadaşın oyunu var… 2 perde komedi… en önden yer ayarlıyım bize…


(Birbirlerine bakarlar. Bir süre sessizlik olur.)


BAKİ: Pazara mı kalsın diyorsun?


METE: Ne?


BAKİ: Atlama işini diyorum…


METE: Haa… bir de o vardı doğru…


SİMAY: Iıı önce atlayıp sonra oyuna…. öyle olmaz gerçi…


METE: İşte aceleye gelcek biraz…


BAKİ: Aksilik işte…. Yoğun zamana denk geldi… Bak geçen hafta bugün bomboştum… Çık atla ya…. Erteledim de erteledim…


SİMAY: Bence biz bu konuyu cumartesi sabah kahvaltıda ayrıntılı bir şekilde konuşalım…


METE: Çok doğru yoksa aceleye gelecek.


BAKİ: (Telefonunu çıkarır.) Tamam o zaman haberleşmek açısından bir whatsapp grubu kuralım… (Telefonunu sırayla SİMAY ve METE’ye uzatır.) Siz numaralarınızı girin…


(İkisi de sırayla numaralarını girer.)


BAKİ: Grubun adı ne olsun bu arada?


METE: Çatı katı?


SİMAY: Olabilir aslında…


BAKİ: İntihar tayfa?


METE: İntihar tayfa olsun... daha hedef odaklı…


(BAKİ geri telefonunu alır.)


BAKİ: Yalnız döneklik yapıp cumartesiden önce atlayan olursa gruptan atarım haa…


SİMAY: Yok yok olur mu…


METE: Cık benim sözüm söz…


BAKİ: O zaman… bu seferlik merdivenden iniyoruz…


SİMAY: Evet, bu seferlik…


BAKİ: Dağılmadan şöyle bir üçlü mü çeksek? (El ele üst üste koyup slogan atmaktan bahsediyor.)


METE: Nasıl?


BAKİ: Ne bileyim şöyle bi’ YA-ŞA-MAK diyelim mi?


SİMAY: O da çok neşeli olur …


BAKİ: Tamam o zaman düz dağılıyoruz…


(Sahneden çıkarken konuşmaya devam ederler.)


SİMAY: Bu arada işiniz yoksa ben 3. Katta oturuyorum… Balkonda bir kahve içebiliriz…


METE: Bana uyar…


BAKİ: Balkonda olunca atlayasımız gelir mi ki?


SİMAY: Yani… Benim gelmez…


METE: 3. Kat sakat iş….


BAKİ: Tamam o zaman gidelim…


(Sahne kararır.)


SON

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.